su-formu-istanbul-vitrin

Prof. Dr. Veysel Eroğlu “Su ve Barış” Temasıyla Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre Merkezi’nde Düzenlenen 4. İstanbul Uluslararası Su Forumu’na İştirak Etti…

10 Mayıs 2017

“Su ve Barış” temasıyla Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre Merkezi’nde düzenlenen “4. İstanbul Uluslararası Su Forumu’nda” konuşan Prof. Dr. Eroğlu, 2009 yılında “5. Dünya Su Forumu”nun gerçekleştirildiğini, o tarihte dünyanın farklı ülkelerinden 33 bin kişinin bu organizasyona katıldığını hatırlatarak, şimdi de İstanbul’da bunu geleneksel hale getirmeye çalıştıklarını söyledi.

Bu yıl forumun temasını “Su ve Barış” olarak belirlediklerini aktaran Prof. Dr. Veysel Eroğlu, dünyanın çeşitli bölgelerinde ciddi insanlık dramları yaşandığını vurguladı.

“Susuz Hayat Olmaz” 

Suyun, canlı hayatının devamı için en zaruri ihtiyaç olduğunu dile getiren Prof. Dr. Veysel Eroğlu, “Susuz hayat olmaz. Bu yüzden biz suya çok önem veriyoruz. Bakanlığımızın sloganında “Orman, su varsa hayat var” şeklindedir. Bizim kültürümüzde suya azizlik atfedilmiştir.” diye konuştu.

Savaş ve çatışmalar nedeniyle insanların en temel ihtiyaç maddesi olan sudan mahrum kaldığına dikkati çeken Prof. Dr. Eroğlu, Suriye’deki iç savaş sebebiyle mağdur olan mazlumlara karşı Türkiye olarak sessiz kalmadıklarını, “açık kapı” politikasıyla sığınmacıların ihtiyaçlarını giderdiklerini belirtti.
web_su formu

Bakan Prof. Dr. Eroğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Bugün 3 milyon Suriyeli kardeşimize ev sahipliği yapıyoruz. Dünyada en fazla sayıda mülteciye ev sahipliği yapan ülke konumundayız. Şu anda İstanbul’da 600 bin Suriyeli mülteci var. 600 bin kişilik nüfus, Helsinki nüfusundan daha fazladır. Dünyada hangi şehre 600 bin nüfusu getirdiğiniz zaman, oranın altyapısı, kanalizasyonu, eğitim, sağlık gibi hizmetleri nasıl olur düşünebiliyor musunuz? İstanbul, bunu kaldırıyor. Hiçbir problem yaşanmadan bu insanlara, insanlık adına hizmet veriyor. Bizim kültürümüzde şu var; biz bütün yaratılanları Yaradan’dan ötürü seviyoruz. Onun için bütün insanlara, etnik kimliği, dini inancı ne olursa olsun, insanlara insanca muamele ediyoruz. Bu nedenle Irak’tan Suriye’den ve başka yerden gelen bütün insanlara kapımızı açtık.”

Mültecilere 25 Milyar Dolar…

Türkiye’de mülteciler için kurulan 22 kampta her türlü hizmetin verildiğinin altını çizen Prof. Dr. Eroğlu, “Bunlar için Türkiye 25 milyar dolar harcama yaptı. Kapılarımızı açmasaydık, öleceklerdi. İçme suyu temini, barınma, yiyecek, eğitim ve sağlık ihtiyaçları gideriliyor. Batı ne yapıyor? Batı’nın yaptığı hiçbir şey yok. Batı sadece konuşuyor. Avrupa, 3 milyar avroluk bir destek sözü vermişti. Bu para dahi gelmedi. BM ve diğer kuruluşların yaptığı yardımlar 300 milyon avroyu geçmiyor. Türkiye’nin yaptığı harcama miktarı 25 milyar dolar. Vicdanlar susuz kalmadıysa bu konunun da bu forumda ele alınması gerektiğini düşünüyorum. Çok laf değil, çok yardım. Çok teşekkür değil, çok yardım bekliyoruz.” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin Suriyeli sığınmacılar için Şanlıurfa, Kilis ve diğer kentlerde yaptığı işlere de değinen Bakan Prof. Dr. Eroğlu, sadece Orman ve Su İşleri Bakanlığının yaptığı yatırım miktarının 5 milyar doları bulduğunu aktardı.
web_su formu2

Şanlıurfa’da 420 bin sığınmacı olduğunu dile getiren Prof. Dr. Eroğlu, “Şimdi Urfa’ya ikinci bir içme suyu hattı yapılıyor. Bunları o şehre yapılan yatırımlar olarak telakki ediyoruz. Bakanlığımızın yaptığı yatırımlar 5 milyar doları geçiyor. Medeniyet, uygarlık bunu gerektiriyor. Sadece Suriyeli göçmenler mi var? Hayır. Afrika’da insanlar aç. Dünyada susuz ve aç kalan insanlar için bir fon oluşturulmasını istedik. Ancak kimse cüzdanına elini atmıyor.” değerlendirmesinde bulundu.

“Bir Fon Oluşturalım”

Türkiye’nin 2015 yılında mili gelirinin 0,37’sini insani yardımlara ayırarak, “dünyanın en cömert ülkesi” olduğunu belirten Prof. Dr. Veysel Eroğlu, şöyle devam etti:

“Gelin burada da hep birlikte, dünyadaki mülteciler veya susuz Afrika gibi, dünyanın susuz yerlerindeki insanlara su temini için bir fon oluşturalım. Var mısınız? Biz de imkânlarımız ölçüsünde bunu yapmaya hazırız. Ben de hükümetin bir bakanı olarak bunun teminini veriyorum. Lütfen bunu oluşturalım. Dünyada herhangi bir yerde bırakın bir insanın, bir canlının, bir hayvanının bile susuz kalması kabul edilemez.”

Prof. Dr. Veysel Eroğlu, KKTC’ye 477 kilometre dağıtım hattıyla su verildiğini anlatarak, “Bazıları soruyor, ‘Güney Kıbrıs’a su vermeyecek misiniz?’ Bir adım yaklaşırsa, biz onlara koşarak gideriz. Ama onlar hiçbir zaman barış istemiyor. Barış istedikleri zaman, hükümetimiz uygun görürse biz Güneye de su vermeye hazırız çünkü insanlık bunu gerektiriyor.” ifadelerini kullandı.
web_su formu istanbul

Uluslararası su konusuna da değinen Bakan Prof. Dr. Eroğlu, “Iraklılarla görüşüyoruz. Birlikte Ilısu Barajı yapılıyor. Bu barajda su tutulurken Irak’ta herhangi bir sıkıntı olmaması için gereken neyse onu yapıyoruz. Biz son derece insani davranıyoruz. Başka hiçbir burası ile alakası olmayan ülkenin veya hiçbir kurumun bu işe burnunu sokmalarına müsaade etmeyeceğiz, etmiyoruz. Kendi işlerine baksınlar, sadece Dicle, Fırat mı su? Dünyada bir sürü şey var onlara baksınlar. Bunu en yetkili ağızdan söylüyorum. Biz kendi işimizi kendimiz hallederiz çünkü biz onlara yeterli miktarda vermek için ne gerekiyorsa yapıyoruz. Bırakın onları. Şu anda Suriye’nin kuzeyindeki güvenli bölgede su ihtiyacı var. O suyu kim karşılıyor? Türkiye karşılıyor.”
web_su formu3

Toplantıda, konuşmaların ardından Bakan Prof. Dr. Eroğlu ve konuklar, fotoğraf çektirdi. Ardından forumun açılış kurdelesini kesen Prof. Dr. Eroğlu ve beraberindekiler, fuaye alanını gezdi.

About Author

Connect with Me: